Blog

  • Terapistin Pusulası – Kendi Haritamızı Keşfetmek , Şema Terapi Temelli Farkındalık Atölyesi

    Terapistin Pusulası – Kendi Haritamızı Keşfetmek , Şema Terapi Temelli Farkındalık Atölyesi

    Kendi Haritamızı Keşfetmek

    Yüz Yüze – Alsancak | 25 Aralık 2025 | Süre: 3 saat | Kontenjan: 8 kişi

    terapistin pusulası

    Yılın sonuna yaklaşırken, danışanlarımızın ihtiyaçlarını duyarken kendi iç dengemizi ne kadar koruyabildiğimiz, bazen ikinci plana düşebiliyor. Bu atölye, tam da bu noktada; şema terapi perspektifiyle kendimize kulak verebileceğimiz, içsel süreçlerimizi profesyonel rolümüzle yan yana tutarak değerlendirebileceğimiz küçük ve güvenli bir alan sunuyor.

    Bu buluşma bir eğitimden ziyade, teoriyi anlayan – içgörüyü yaşayan – mesleki beceriyi güçlendiren bir ara durak gibi tasarlandı. Hem şema terapisinin temel kavramlarına temas edeceğiz hem de bunların terapist olarak kendi içsel süreçlerimizle nasıl kesiştiğini birlikte keşfedeceğiz

    Atölye İçeriği

    • Temel Duygusal İhtiyaçlar ve Şema Terapi
      • Beş temel duygusal ihtiyacın yapısı
      • İhtiyaçların karşılanma/karşılanmama durumunun yetişkinlikteki yansımaları
      • Şema Terapi’nin ihtiyaç temelli yaklaşımı
    • Kişisel İç Dinamiklerimizin Şemalardaki Karşılığı
      • Erken dönem deneyimlerin şema oluşumundaki rolü
      • Kendi hikâyemizin şemalarımızı nasıl şekillendirdiğini fark etmek
    • Mod Perspektifiyle Kendine Bakmak: Kişisel Mod Haritası
      • Mod Modeli ve modların işlevi
      • Kişisel Mod Haritası oluşturmak
    • Terapistin Şemaları ve Mesleki Becerileri: İçsel Süreç – Terapötik Süreç Bağlantısı
      • Şema ve modların mesleki kimliğimizdeki etkileri
      • Tetiklenme alanları, karşı aktarım ve sınır koyma süreçleri
      • İçsel süreçlerin terapötik ilişkiye yansımaları
    • “Neye İhtiyacım Var?”: Terapistin Kişisel ve Mesleki İhtiyaçlarını Ayırt Etmek
      • Kendi ihtiyacımızı duymak
      • Kişisel ihtiyaçlar ile mesleki rolleri ayırt edebilmek
    • Sağlıklı Yetişkini Güçlendirmek: Terapistin İçsel Kaynakları
      • Terapistin hangi moddan çalıştığını fark etmek: Koltukta kim oturuyor?
      • Sağlıklı Yetişkin modunun temel özellikleri
      • İçsel kaynaklar ve özbakım

    Atölye Tarihi ve Oturumlar

    25 Aralık 2025

    • 1. Oturum: 10.00 – 13.00
    • 2. Oturum: 15.00 – 18.00
      (Her oturum için kontenjan 8 kişiyle sınırlıdır.)

    Kimler İçin?

    Psikologlar, PDR uzmanları ve terapistler; şema modelinin temel kavramlarını kendi klinik süreçleri ve profesyonel rolleri bağlamında anlamak, içsel tepkilerini bu çerçevede gözlemlemek ve mesleki duruşlarını güçlendirmek isteyen ruh sağlığı profesyonelleri.

    Yer

    Koena Akademi – Kültür Mah. Şevket Özçelik Sok. No:10/5 Alsancak, İzmir

    Ücret

    3500 TL + KDV*

    *Her oturum için 1’er kişilik ücretsiz, klinik psikoloji yüksek lisans öğrencileri için de 2’şer kişilik %50 indirimli kontenjanımız bulunmaktadır. Bu kontenjanlardan yararlanmak için formda yer alan ilgili bölümü doldurmanız yeterlidir.

    Yıl bitmeden kendi haritamıza birlikte bakmak, terapötik pusulamızı daha merkezden tutmak ve mesleki yolculuğumuza küçük bir iç durak eklemek için davetlisiniz.

  • Hiç Hata Yapmamak Değil… Hatalarının Sorumluluğunu Üstlenmek…

    Hata yapmak, insan olmanın kaçınılmaz bir parçasıdır.
    Ancak bazılarımız için hata, yalnızca bir davranış değil; değersizlik, suçluluk ya da reddedilme ile eşleşmiş bir yaşantıdır.
    Erken dönem yaşantılarda öğrenilen bu anlamlar, kişinin bugün hatalarıyla yüzleşmesini ve sorumluluk almasını zorlaştırabilir.

    Oysa psikolojik büyüme; hatayı inkâr etmeden, kendilik değerine zarar vermeden, yaşanan deneyimi dönüştürebilme kapasitesiyle mümkündür.
    Sağlıklı bir yetişkin duruşu, kusursuzluk arayışı değil; sorumluluk alma cesaretidir.

    Bireyin, kendisini cezalandırıcı iç seslerden koruyarak hatalarıyla ilişki kurabilmesi; hem duygusal esnekliğini hem de psikolojik dayanıklılığını artırır.
    Bu süreçte hedef, kusursuzluk değil; insani olmak, deneyimden öğrenmek ve dönüşebilmektir.

  • Kanser Tanısı Bir Eve Girdiğinde…

    ekran görüntüsü 2025 12 03 213022

    Kanser Tanısı Bir Eve Girdiğinde…

    Sadece bedeni değil, ilişkileri, rolleri, duyguları da değiştirir.
    Bir evin içinde, her birey bu süreci kendi iç dünyasında deneyimler.

    👩‍⚕️ Hasta: “Güçlü olmalıyım, sevdiklerimi üzmemeliyim.”
    👨‍👩‍👧‍👦 Yakınlar: “Onun için güçlü durmalıyım, ama içimde bir korku var.”
    👶 Çocuklar: “Her şey değişiyor ama kimse bana tam olarak ne olduğunu anlatmıyor.”

    Belirsizlik, kaygı, sessiz endişeler… Her duygu bir yanıt, her tepki bir baş etme çabasıdır.
    Ama çoğu zaman, herkes kendi içinde yaşar bu süreci.

    Oysa kanserle baş etmek, yalnızca güçlü durmak değil; hissettiklerini paylaşabilmek, anlamlandırabilmek ve birbirine alan açabilmektir.

    🌿 Güç, yalnız taşımakta değil; birlikte hafifletebilmektedir.

  • Kendi İsteklerinize Kulak Vermek BENCİLLİK Değildir.

    Başkaları için cömertçe kullandığımız destek cümlelerinin söz konusu kendi isteklerimiz olduğunda nasıl da yerini daha acımasız ifadelere bıraktığını hiç düşündünüz mü?

    “Öyle çocuk gibi benimle ilgilen mi diyeceğim!”
    “Evde beni beklerlerken arkadaşlarımla gezmeye mi gideceğim!”
    “Hadi kalk, yatma zamanı değil”
    “O kadar işin arasında bu program da nereden çıktı!”
    “Onu alacağına/yapacağına neler alırsın/yaparsın -ki bu çoğunlukla başkaları için-“
    “Boş boş oturacağına…”
    “Bu yaştan sonra…”
    “Şimdi ne gerek var…”
    “Önce çocuğunu/ aileni düşün …”
    Ve daha niceleri…

    Ne zaman kendinizle ilgili birşeye ihtiyaç duyduğunuzda bunu erteleyen, önceliklendirmeyen, gereksiz gören eleştirel bir iç ses çıkıyor sahneye… Sonrası her dinlenmek istediğimizde, sevgi ve ilgi gibi duygusal ihtiyaçlarımızı dile getirmek istediğimizde, zorunluluklar dışında bir şeyler almak ya da yapmak istediğimizde vicdan gibi içimize oturma ve nefessiz bırakma hali… Oysaki en az başkaları kadar biz de ihtiyaç duymuyor muyuz tüm bunlara… Hani şu maskeyi önce kendine takma meselesi gibi hani 😉

    Kendini gözetme dediğimiz bu meseleyi bencillik diye kötü gösteren eleştirel iç sesimize inat, kendi istek ve ihtiyaçlarımızı başkalarının insafına bırakmayacak kadar kulak verelim kendimize 🩶

  • Her Şeyi Kontrol Etmeye Çalışmıyorum. Sadece KORKUYORUM!

    İşlerin tepe taklak olmasından…
    Başına bir şey gelmesinden…
    Hata yapmaktan…
    Zarar görmekten…
    İlişkimizin kötüye gitmesinden…
    Yeterince iyi olamamaktan…
    Suçlanmaktan…
    Kötü bir şey olmasından…

    O kadar korkuyorum ki, bu yüzden her şeyi kontrol etmeye çalışıyorum, sana ne yapacağını ya da ne yapman gerektiğini söylüyorum, tekrar tekrar teyit ediyorum, seni bunaltacak sorular soruyorum, her şeyi planlamaya çalışıyorum…

    Böyle zamanlarda aslında “herşeyin yolunda olduğunu söylemene, halledebileceğimizi bilmeye, yalnız olmadığımı hissetmeye, elimden geleni yaptığımı bilmeye ve…..” ihtiyacım var.

    Kontrolcülük bazen de bir başa çıkma biçimidir. Kişinin herhangi bir şeması tetiklendiğinde bunu telafi etmek için kontrolcülük bir başa çıkma biçimi olarak ortaya çıkar. Kontrol etmeye, planlamaya, önlem almaya çalışırken yorulduğunuzu ya da yorduğunuzu hissediyorsanız belki de önce altında yatan şemaya bakmalısınız✌️

  • İçimdeki Fener: Sağlıklı Yetişkin

    Karşılaştığımız zorluklar karşısında hissettiklerimiz, aklımızdan geçenler ve tüm bunlarla başa çıkma biçimlerimiz deneyimlerimiz, öğrendiklerimiz, mizaç özelliklerimizle birleşerek şekilleniyor aslında…

    Sevilmek, bağ kurmak, değer görmek, güvende hissetmek ve özgürlük gibi temel psikolojik ihtiyaçlarımız karşılandığında da içimizdeki sağlıklı yetişkin güçleniyor ve zorluklarla işlevsel bir şekilde başa çıkan yanımız gelişiyor.

    Denge noktamız gibi de düşünebileceğimiz bu yanımız; incinen, öfkelenen, isyan eden, talep eden, cezalandıran, kaçınan, çabalayan diğer yanlarımız arasındaki trafiği yönetiyor bir bakıma…

    Tıpkı bir deniz feneri gibi duyguların ve düşüncelerin arasında kaybolduğumuzda yolumuzu aydınlatıyor.

    Karşılaştığımız zorlu durumlarda duygular ve zihnimizin içinde savaş veren düşüncelerin arasında çırpınmadan önce durup nefes almak ve içimizdeki fenerin yolu göstermesi için bu kaotik çemberin bir adım dışına çıkmak yolumuzu, ihtiyacımızı anlamak için o kadar kıymetli ki…

    Şema terapide sağlıklı yetişkin dediğimiz bu denge noktamızı güçlendirmek karşılaştığımız güçlüklerin oluşturduğu karanlık denizde bize yol gösteren bir deniz feneri işlevi görüyor. Bu fenerin ışığını güçlendirmek için tek ihtiyacımız olan ortalığı karartan ya da dalgalandıran o incinmiş yanımızın ihtiyacını anlamak ve karşılamak…

    İçimizdeki deniz fenerlerinin zihnimizi aydınlatması dileğiyle…

  • Yapmanız Gereken Çok Şey Olduğunda Hiçbir Şey Yapmayarak Kendinizi Korumaya Çalışıyor Olabilir Misiniz?

    Bitirmeniz gereken işler, yeniden düzenlenmesi gereken dolaplar, çıkılması gereken ev alışverişleri ya da tamamlanması gereken ödevler derken kafanızın içerisinde sürekli size yapmanız gerekenleri hatırlatan “talepkar” ve eğer yapmazsanız sıkıntı yaşayacağınızı ve başına gelebilecek kötü şeyleri fısıldayan “cezalandırıcı” sesler konuşmaya başladığında bazen tüm bunlardan uzaklaşmak ve bu rahatsızlık hissinden kurtulmak adına ya kalakalırız ya da tüm bunların dışında keyif verici şeylerle uğraşırız. O kadar ödev ya da iş varken;

    🤡sezon sezon dizi izlemek
    🤡arkadaşlarla kahve içmek
    🤡sosyal medyada vakit geçirmek
    🤡tatil planları yapmak
    🤡ya da boşluğa bakarak saatlerce oturmak

    aslında o dağ gibi yapılması gereken listeler karşısında çok zor ya da bitirilemez olduğunu düşündüğü için bu durumdan rahatsız olan içimizdeki çocuğun kendini bu durumdan kurtarma çabası olabilir mi acaba😉 Ne dersiniz?

    Böyle zamanlarda ne kadar rahat ve hatta tembel olduğunuza dair “eleştirel” iç sesi dinlemek yerine;

    ➡️İş listesini basitleştirmek
    ➡️Yapılacakları önceliklendirmek ve parçalara ayırmak
    ➡️Bir yerden de olsa başlamak

    ve tüm bunları yaparken arka planda konuşan o rahatsız edici seslere rağmen kendinize daha insaflı davranmak iyi bir başlangıç olabilir ✌️☺️

  • Başkalarına Vermekten Kendinize Kalamayanlardan Mısınız?

    Fedakarlık…
    Kimimiz için başkalarının ilgisini, sevgisini, saygısını kazanma şeklimiz…
    Kimimiz için içimizdeki eğer yapmazsak bizi kötüleyen, bencillikle suçlayan, iyi ebeveyn, hayırlı evlat, can arkadaş olmanın olmazsa olmaz koşulu olduğunu söyleyen o eleştirel sesle başa çıkma yöntemimiz…

    Peki ya kendimize kalmadığımızda…

    Hayattaki tüm ilişkiler karşılıklılık dengesine dayanır aslında… Bir annenin uykusuz geceleri ve yaptığı onca fedakarlık bile bebeğinin gülümsemesiyle anlam kazanır.
    İlişkilerdeki özveri karşı taraftan verilen aynı yönde karşılıkla kişiye yük olmayan bir hal alır.

    Karşılıklılık dengesi bozulduğunda tükenmek, haksızlık hissi ve sonrasında gelen öfke ya da kişinin kendini izole ederek koruma ihtiyaçları ortaya çıkmaya başlar.

    Kendimize tanımadığımız alanın başkaları tarafından sağlanmasını bekler dururuz…

    İşler bu noktaya gelmeden önce kendimize ne kadar kaldığımıza bakmaya ne dersiniz?

  • Yetişkin Şemalarının Ebeveynlik Sürecine Etkisi: Şema Terapi Perspektifiyle Ebeveyni Görmek – Panel Sunumu, 22.Ulusal Psikoloji Kongresi

    Yetişkin Şemalarının Ebeveynlik Sürecine Etkisi: Şema Terapi Perspektifiyle Ebeveyni Görmek – Panel Sunumu, 22.Ulusal Psikoloji Kongresi

    Türk Psikologlar Derneği öncülüğünde Uludağ Üniversitesi, Bursa Teknik Üniversitesi ve Mudanya University ev sahipliğinde gerçekleştirilen 22. Ulusal Psikoloji Kongresi’nde değerli hocalarım Z. Deniz Aktan, GÖKÇEN GÜVEN ve Eda Yardimci ile birlikte “Şema Terapinin Bütüncül Yaklaşımıyla Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığına Bakış” başlıklı panelimizi gerçekleştirdik.

    Ben de ileri düzey bir yetişkin şema terapisti ve ileri düzey akreditasyon süreci devam eden bir çocuk-ergen şema terapisti olarak, “Yetişkin Şemalarının Ebeveynlik Sürecine Etkisi: Şema Terapi Perspektifiyle Ebeveyni Görmek” başlığıyla sunumumu gerçekleştirdim.

    Sunumumdan birkaç önemli çıkarım:

    -Ebeveyn yalnızca bakım veren değil; çocuğun duygularını yansıtan, sınırlar koyan ve sağlıklı ilişki modeli sunan bir figürdür.
    -Her ebeveyn, kendi yaşam öyküsünün izlerini ve karşılanmamış duygusal ihtiyaçlarını ebeveynlik rolüne taşır.
    -“Ebeveynin şeması fark edilmezse, çocuğun hikâyesine dönüşür.” Bu nedenle ebeveynle çalışmak, yalnızca beceri kazandırmakla değil, kök şemalara dokunarak kalıcı değişim sağlar.
    -Kusursuz ebeveynlik mümkün değildir; “yeterince iyi ebeveynlik”, duygulara sahip çıkıp sorumluluk alabilme kapasitesiyle güçlenir.
    -Kendi yaralarını onaran ebeveyn, çocuğun iyileşmesinde en güvenilir terapötik kaynaktır.

    Bu panelle birlikte şema terapinin bütüncül yaklaşımıyla ebeveyn ve çocuğu nasıl kapsadığı ve aslında ebeveynlik rolüyle birlikte sahne arkasındaki yetişkin şemalarının önemini bir kez daha vurgulamış olduk.

  • Macera Kavanozu, Metastatik Meme Kanseriyle yaşayan Aileler İçin Sihirli Bir Hikaye – Çeviri Projesi, Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği

    Macera Kavanozu, Metastatik Meme Kanseriyle yaşayan Aileler İçin Sihirli Bir Hikaye – Çeviri Projesi, Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği

    Metastatik Meme Kanseri ile yaşayan aileler için 11 farklı dilde yayınlanan hikaye kitabının Türkiye ayağını Gilead Türkiye ve Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği’nin birlikte yürüttüğü projede ben de çeviri editörü olarak yer aldım. Sevgili Beytiye Nur Turhan‘ın çeviri desteği ve benim şema terapi perspektifinden uyarlamalarımla hem aileler hem de çocuklar için duygusal farkındalıklarını arttıracak, onlara rehberlik edecek bir eserin ülkemize kazandırılmasına katkı sağlayabildiğim için çok mutluyum. Böyle bir proje fikirlerinden ötürü Gilead Türkiye’den Özlem Horasanlı‘ya, beni bu projeyle buluşturan ve bu süreçte büyük bir özveriyle emek harcayan Seral Çelik ‘ e ve Pi Kadın Kanserleri Derneği Başkanı Arzu Karatas‘a teşekkürlerimi sunmak isterim.

    Hikaye kitabına https://lnkd.in/dXqdH4dy adresinden doğrudan ulaşabilirsiniz.

    https://www.kadinkanserleridernegi.org/metastatik-meme-kanseri